31 Ağustos 2011 Çarşamba

hani daragacinda bile idi


sesin kisilincaya kadar bagirdigin tezahurat var ya "daragacinda olsak bile son sozumuz fenerbahce" ha iste onun tam zamanidir. Yoksa Cellat bekliyor daragacinda. ilmek boyuna ha gecti ha gececek. Zordur zorda ayakta kalmak. zaman gidenlere degil kalanlara sarilma zamani.3 temmuzdan beri hersey denendi. Simdi yeni bir plan uygulanacak. basarilirsa bu plan soyle;

Neoplan1: disiplin talimati degistirilip puan silme cezasi verilecek. Bu taraftar ile yonetim arasinda kriz yaratacak

Neoplan2:Ali koc'un baskan olmasi bir sekilde engellenecek.klup daha cok mali darbogaza itilecek.

Neoplan3: olusacak boslukta kurtarici diye bir isim one cikarilacak.bu isim akp'ye ve cemaate yakin duracak 

neoplan4:one cikarilacak isim tepkileri onlemek icin sansasyonel transferler yapacak.ronaldinho,etoo,kaka, drogba gibi

neoplan5: sansasyonel transferlerle olusacak iklimde yonetim tamamen degiserek klup el degistirmis olacak.




     

29 Ağustos 2011 Pazartesi

45'lik bir hayat...

severim 45'likleri.naif zamanlarin harbi sarkilari doner 45'liklerde.digital seslere inat hala hep o cizirtili ama gercek seslerde bulurum hayatin anlamini. naif zamanlardan kalmayim bende.bazen cizirti da gelse bazilarina, sesim de duygularim da harbidir.harbi isen bizim meslekte basin belaya girer.varsin girsin derim hep. hic korkmadim vicdanimin sesini dinlemekten. sunulani kabul etmek yerine reddetmeyi sectim cogu zaman.anlamadilar yaftaladilar. bir seye mahkum edip oraya sikistirmak istediler. sigmadim hic bir zaman mahkum etmek istedikleri yere.vicdanim el vermedi 12 eylule sovdum. vicdanim el vermedi maden iscileriyle omuz omuza ankara'ya yurudum.vicdanim el vermedi basortu yasagina karsi ciktim.vicdanim el vermedi 1 mayis yasagina karsi ciktim.vicdanim el vermedi 28 subata da 27 nisan muhtirasina direndim.vicdanim el vermedi ferhat sarikaya'ya yapilan karsi ciktim.vicdanim el vemedi sivas'ta yandim.vicdanim el vermedi yobazlarin oldurdugu ali gunday'a selam durdum.vicdanim el vermedi herkes korkarkan bagira bagira ahmet kaya sarkilari soyledim. vicdanim el vermedi sacit kayasu ya yapilan lince itiraz ettim.vicdanim el vermedi kurtlere yapilana karsi ciktim.vicdanimi el vermedi sehrin ortasinda otobuste yakilan kiza agladim.vicdanimi el vermedi yargisiz infazlara karsi ciktim.vicdanim el vermedi cumhuriyet mitingleri yerine bir otobuste oldurulen onlarca cocugun acisinin pesine dustum, vicdanim el vermedi cingenelerin evlerinden edilmesine tehcir dedim.vicdanim el vermedi madencileri olduren patronlara karsi ciktim.vicdanim elvermedi cevre katliamlarina set oldum.vicdanim el vermedi once suclu yarat sonra delil uydur duzenine isyan ettim.vicdanim el vermedi bassavciya abluka dedim. son tahlilde vicdanimin el vermedigi herseye karsi ciktim.Bu kadar vicdan yeter deyip cullandilar ustume. gorulmedik bir linc ve tecrite ugradim. dunun mazlumlari okadar zalim oldular ki cok sevdigim isimi aldilar elimden. baktim is degil meslegim gitmis.19 aydir bir vahsetin ortasindayim tek basina. Hala is degil meslegimi ariyorum. Olmusum gibi davrandilar sesim ciktiginca yasasin hayat diye bagirdim. hayalet muamelesi yaptilar.insan kalmaya calistim.bir sabah uyandim.en buyuk tutkum fenerbahce'ye dokunmuslar.acaba dedim. Cok surmedi butun cakallar usustu fenerbahcenin ustune.gercegi cakallarin ulumasinda buldum.vicdanim gonlum aklim el vermedi bu kez de gercegi haykirdim. iste holigan iste fanatik dediler.sus yoksa dediler.yanitim.alayina isyan inadina sari lacivert.45'lik bir hayatta cok hatam da oldu.cok yanlista yaptim. Hicbirseye biat etmedim ve kimseyi satmadim.cok param hic olmadi ama cok insan biriktirdim.iyi ki varlar.Birseyi de hic yapmadim.kimsenin adami olmadim.45'lik bir hayat.yasadigim bu hayat.ustu kalsin....            

24 Ağustos 2011 Çarşamba

sorular...sorular....sorular

"soru, dekor bezini yırtıp sahnenin arkasında gizli olanı gösteren bıçak gibidir."der milan kundera. O zaman gizli olani bulmak icin basit ama bicak gibi sorular.

-operasyon oncesinde yuklu miktarda fenerbahce hissesi alindi mi. Alindiysa kimler hangi baglantilarla bu hisseleri aldi.
-operasyon sonrasinda fenerbahcenin islem tahtasi neden kapatilmadi.federasyonun etik kurulu sonrasi lig devam karari ve sampiyonlar ligi disinda birakildigi surede kimler hisse aldi.
-operasyon oncesi ve sonrasi borsada fenerbahce islem hacmi ne oldu?
-2016 dunya kupasinin fransa'ya verilmesinin diyeti olark trabzon sampiyonlar ligine alindi iddiasi dogru mu
-platini ile herhangi bir pazarlik yapildi mi
-mehmet ali aydinlar fenerbahce yoneticilerine hangi taahutlerde bulunarak "beyanat vermeyin.birsey yapmayin" dedi.fenerbahcenin uefa nezdinde lobi yapmasi bilerek mi engellendi
-melih gokcek'e ait oldugu iddia edilen tam donanimli dinleme araci neden arastirilmadi.gokcek neden ankara'da ifade verdi
-goksel gumusdag ve mehmet atalay yerine mehmet Ali aydinlar'in secilmesi bir taktik miydi.fenerbahceli biri olsun buyuk oyun perdelensin senaryosu uygulandi mi
-neden israrla operasyonu yuruten organize sube muduru, savci gibi kisilerin fenerbahceli oldugu manipule edildi
-servis icin secilen gazeteciler neden degistirildi.
-operasyon oncesi Erman toroglu kanalturk'ten gonderilecekken ucreti artirilip neden sozlesme yenilendi.
-kelebek operasyonuna isimleri karisan gazeteciler ne karsiliginda sike operasyonu disinda birakildi bu isimlerle sike operasyonu manipulasyonu anlasmasi yapildi mi?
-operasyon oncesi akp ile cemaat arasinda hangi tartisma yasandi. Sonra anlasma nasil saglandi.
-emniyet hukuka aykiri oldugunu bile bile 19 macta sike var aciklamasini niye yapti
-19 macta sike varsa neden 3 futbolcu tutuklu.hakem niye yok? 19 macta sike kimle nasil yapildi.
-sike icin neden sucustu yapilmadi 8 ay beklendi.
-aziz yildirim'in gozaltindayken ikametgahi neden metris yazildi
-emenike ve sezer ozturk'un para alirken goruntuleri var haberi neden servis edildi
-aziz yildirim'in gozalti fotografi ve silahli operasyon goruntuleri neden servis edildi.yurtdisina kacacakti dezenformasyonu ile ne amaclandi
-once suclu yarat sonra delil uydur duzeni kimin nasil isine yariyor
-fenerbahce'ye dokunularak korku imparatorlugunun devami saglaniyor iddiasi dogru mu
-operasyonda polis tuzak icin muhbir kullandi mi
-sekip mosturoglu'na itirafci ol baskisi neden yapildi.savci tuzak sorularla neyi amacladi
-maclarin sonucu biliniyorsa bahis oynandi mi
-husnu gureli'nin 'besiktasi kurtardik' aciklamasi 'iyi niyet' oyununun bir parcasimidir
-mersin idman yurdu'nun adi neden karistirildi ve niye hic bir islem yapilmadi?
-fenerbahce bursa macindan sonra bursa baskaninin "trabzon'a borcumuzu odedik" aciklamasi neden gormezlikten gelindi
-wikileaks belgelerinde trabzon'a ortulu odenekten para gonderildigi iddiasi neden arastirilmadi.
-trabzon karabuk macinda kaleci bulent teknik takibe yakalandi mi
-yayin yasagi neden manipulasyon ve dezenformasyon amacina ulasinca verildi? 
-cemaat operasyon basladiginda cok istahliydi neden sonra sessiz kaldi.kim niye susun dedi
-huseyin gulerce federasyonun lig kararindan sonra "yakinda goruruz" derken ne biliyordu.cemaat bu operasyonun neresinde ve nasil bir islev yuruttu  
-operasyon icin neden secim sonrasi beklendi? bu siyasi bir baskiyla mi oldu
-servis edilen tapeleri kim nasil ayikladi
-uefa ya kozmik odadaki belgeler gonderildi mi   
-nato ihaleleri iddialari neden yanitsiz kaldi
-besiktas avrupa liginde nasil oynuyor? asbaskani serdar adali ve tayfur havutcu  niye tutuklu
-trabzonspor baskani sadri sener'in yurtdisi yasaginin kalkmasi icin mahkemeye kim nasil baski yapti
-fenerbahceyi sampiyonlar ligine gondermeyen federasyon neden kume dusurmedi.
-galatasaray'in tesvik sikesi belgesi oldugu ileri surulen mektup ne oldu
-galatasaray'a fenerbahce aleyhine aciklamalari kim neden yaptirdi. uefa ya jurnalleme iddialari dogru mu?
-futbolda kurulacak yeni duzende kim nasil pozisyon alacak. Rant akisi nereye yonlendirilecek 
-uefa surece nasil ve kimler araciligiyla dahil edildi
-son maci kazanmasaydiniz sorusturma acmayacaktik diyen savci icin neden islem yapilmadi 
-uefa, mahkeme karari olana kadar herkes masumdur aciklamasina ragmen ne degisti de sampiyonlar ligine alinmama karari cikti
-uefa'nin tarihinde gazete haberlerine ve maillere dayanarak aldigi bir karar var midir?
-uefa mufettisinin sorusturmayi yuruten savciyi ziyaret hangi teamullere uymaktadir.uefa'nin baska ulkelerdeki sorusturmalarda savci ziyareti olmus mudur?
-fenerbahce baskanini vermedi. taraftari susmadi o yuzden bu karar alindi iddiasi dogru mu
-ekonomiyi ayakta tuttugu soylenen kayit disi paranin yeni futbol duzeninde aklanacagi iddiasi dogrumudur
-sampiyonlar ligine alinmayan fenerbahce mahkeme olmadan mahkum avrupa liginde oynayan besiktas ve sampiyonlar ligine alinan trabzon aklanmis olmuyor mu. Bu hangi hukuk duzeninde vardir?
-play off karari Digiturk ve lig rantinin devami icin fenerbahce'ye pazarlik olarak mi sunuldu? 
-uefa'nin surece katilmasinda hangi lobiler ve pazarliklar yurutuldu?
-uefa yetkilisi 1.5 saat gibi bir surede hangi belgelerle nasil ikna edilmistir.
-trabzon ve galatasaray ile olan rekabetin dusmanliga donusmesinden kim ne cikar saglayacak        

19 Temmuz 2011 Salı

Yeni turkiye yeni medya

Tv de katıldığı bir programda polis muhabiri diyordu ki, “ Bu servis lafına sinir oluyorum. O belgeler nasıl gelecek tabi ki biri verecek. Biz de yazacağız. Bunun neresi servis?”.   

Aslında yeni medya denilen sistem böyle çalışıyor. Bilgiler sızdırılıyor ve medya eliyle hüküm verilmesi sağlanıyor. Tek merkezli bu bilgiler aslında dezenformasyon ve manipülasyon aracı. Bilgiler verilebilir, ele geçirilebilir ya da ulaşılabilir. Herhangi biri de bu bilgileri bulabilir, alabilir ya da verilebilir. Gazetecilik farkı da işte burada devreye girer. O bilgiler nosyon ve formasyon süzgecinden geçirilir. Karşı tarafın görüşleri ya da argümanları göz önünde bulundurularak haber haline gelir. Oysa gücün tek merkezli tahakkümüne ve yargısına dayalı medya düzeni artık neredeyse yadırganmıyor bile. 

Asıl tehlike de burada başlıyor. O muhabir “bunun neresi servis?” derken kendisi de manipülasyon ve dezenformasyonun tarafı olduğunu ortaya koyuyor.  

Medya , siyaset ve erk üçgeninde yaşananlar yeni değil. Eskiden  vesayetçi bürokratik tahakkümde de benzer durumlar oluyordu.  Ancak eski dönemde bu kadar meşrulaşmamıştı hatta genel medya içerisinde karşıtı olabilecek haberler ve tavırlar da olabiliyordu. Çünkü gazeteci refleksleri daha iyi çalışırdı. Medyanın yeni aktörleri gazeteci özellikleri taşımak yerine ideoloji tüccarı gibi belli bir görüşün ve düşüncenin pazarlamacısı haline geldi.  

Şimdi bunun adına yeni medya düzeni deniliyor.  Bu düzen şöyle çalışıyor: Önce suçlu yaratılıyor. Sonra delil uyduruluyor ve medya eliyle mahkum ediliyor. Bu evrensel hukuk ilkelerine de, çağdaş yaşam kriterlerine de, medya ilkelerine de aykırıdır.  30’u aşkın gazete ve bir o kadar da televizyon aslında bir buçuk televizyona ve gazeteye eşit hale geldi.  Biri cemaat destekli AKP erki, buçuk olan da Ergenekon’u da içinde barındıran bürokratik vesayetçi erkidir. 

Düşmanlık eksenli ve iki kutuplu vesayet erkinin yarattığı tablo budur. İki gücün amansız savaşı legal ve illegal devam ettiğine göre kendilerini bu güçlerle tanımlayan medyadan kendi işlevlerini beklemek hayal olacaktır. 

Olması gereken iki tahakküme de düşman olmayan gerçek bir medya anlayışıdır. Ya da şöyle bitireyim: Vicdani bir medya şart.

7 Mayıs 2011 Cumartesi

karabalçık ve söğütaltı. bu bir veda havasıdır



vona’da biz hayallerimizi asardık söğüt ağacına. sonra da gölgesinde güneşe akın ederdik. sanırdık ki güneşi zapt edeceğiz. ata, erkan, dursun, celal, deniz, fuat, orhan ve çağrı. zor yıllardı. devlet darbe olup ölüm yağdırmıştı bizim topraklara.  hayallerimiz zincirlenmişti. bir arada olmak suçtu. biz inadına bir aradaydık. gece gündüz. yasaktı hayaller, inadına hayaller kurardık.  karabalçık’ta buluşurduk. orası ilk günahlarımızın mabedidir.  boklu derede kurbağa katleder, yanındaki çimenlikte cigara tüttürürdük.sonra herkes geldiğinde önce ara durağımız iskeleye oradan da söğütaltı’na doğru yola çıkardık. söğütaltı sadece pastane değil bizim arkadaşlığımızın, dostluğumuzun, kardeşliğimizin sığınağıydı. sert çocuklardık. oysa gönül sertlik dinlemezdi. ilk aşk gözyaşlarını  ne çok akıtmışlığımız vardı birbirimizin omuzunda. aşık olurduk yanardık . birimiz yandı mı hepimiz yanardık. ta ki ferahlayana kadar.  olmadı bırakırdık kendimizi karadenizin serin sularına.  birimizin derdi hepimizin olurdu. fena halde eğlenirdik de. sabahlara kadar sürerdi gülmelerimiz. kızdırırdık birbirimizi, yumruklaşmaya ramak kala, sarılırdık dostça. zor yılları kolay eylerdik biz. çünkü arkadaştık. dosttuk. çok şeye direndik ama hayatın hoyratlığına pek direnemedik. hepimiz başka yerlere, başka dünyalara savrulduk.yeri geldik tekrar bir araya geldik. eskilerden, bugünlerden konuştuk. İkili, üçlü hala sürer arkadaşlığımız.  oysa hep beraber bir araya gelemedik ne söğütaltı’nda ne de karabalçık’ta. dedim ya hayatın hoyratlığı nasırlaştırdı bir çok şeyi. ama bilirim ki zamansızdır bizim arkadaşlığımız. nerede hangimiz bir araya gelirsek hala hayaller kurar, güneşi zapt etmeye koşarız. en fazla kopuş da çağrı ile oldu. başka bir dünya ve hayat seçti kendine çağrı. kopardı bağlarını.  uzaktan haberlerini aldık bazen. hayattaydı ya gerisi sorun değildi. "artık hayatta değil" dedi telefonda erkan. geçmiş film şeridi gibi aktı bir anda. nasıl da akıp gitmişti hayat. nasıl da savrulmuştuk. daha dün gibiydi oysa. “benim kargaya taş atmış biri “ diye kız arkadaşına laf atan bir çocuğu söyleyişi. kargaya taş atan derdest edilmişti anında. Sonra kimbilir neler oldu çağrı’ya hiç haberimiz olmadı.  kendi böyle istedi. geçmişi dondurup, bıraktı gitti. şimdi de hayattan göçüp gitti çağrı. aramızdan ilk giden oldu. zaten gitmişti de hayattaydı. şimdi hepten gitti. her şeye rağmen böylesi fena koyuyor adama. vona’ya gider gitmez karabalçık’ta bizli yıllarda çok sevdiğin, hepimizin çok sevdiği votkayı kolaya katıp içeçeğim eski günler aşkına. hiç hoşça kal dememiştik birbirimize . hiçbirimiz veda etmedik birbirimize. nasılsa bir yerde bir şekilde görüşürüz diye. oysa şimdi aramızdan birine, arkadaşımız çağrı'ya veda vakti .

4 Şubat 2011 Cuma

zalimliğe karşı vicdani sorular

 
 
Hıncal Uluç, Defne Joy Foster’ı tek taraflı didiklerken istemediği bir şeyin de önünü açtı. 'keratası' Kerem Altan'ı da didikleme hakkı doğurdu. Hıncal'ın yazdıkları toplumsal ahlak bekçiliği maskesiyle tanıdığı birini koruma manipülasyonudur. Seksist ve gaddarca tek taraflı bir manipülasyondur. Çok açık ve net bir şey var. Kerem Altan yerine başka biri olsaydı bulgulara bakılınca kesinlikle gözaltına olurdu. Oysa zanlı bile değil


Şimdi durumu biraz didikleyelim?

Neden ambulans hemen çağrılmadı?

Kerem Altan'ın evde fenalaşan birini bırakıp kapalı poliklinikte dolaşması bir kurgu olabilir mi? Klinik önündeki o görüntüleri kim nasıl servis etti.


Adli tıp raporu ortada yokken neden ölüm nedeni diye ön rapor adli tıp raporu olarak servis edildi

Hıncal'ın 'kerata'sına uyuşturucu testi yapıldı mı. yapıldıysa sonuç ve bulgular nedir?

Kerem Altan'ın telefon kayıtları incelendi mi. hangi saatlerde kimle ne kadar konuşmuş?

Kerem Altan’ın olay günü kan örnekleri alındı mı?

1 Aralık 2010 Çarşamba

Aşk olsun Haydarpaşa!

Sarıldı sevgilisine Funda.  Başını göğsüne yasladı. Kenan saçını okşadı Funda’nın. İkisi de susuyordu. Martılar konuşuyordu sadece. Kadıköy iskelesinden ayrılan vapur onları Haydarpaşa Garı’na götürüyordu.  Orada tanışmışlardı. Haydarpaşa Gar’ı sevdalarının ilk durağıydı. O durakta bulmuşlardı birbirlerini. Tanıştıkları o gün için aşklarının mabedi yapmışlardı Haydarpaşa Garı’nı.  3 yıldır her kiraz ayının 7 sinde Haydarpaşa Garı’na gittiler. Önce restoranda  birer duble rakı içip ardından Marmara’ya kucak açan merdivenlerinde otururlardı. Martıları ortak ederlerdi simitlerine. Oturdukları banka “ Aşk olsun Haydarpaşa” yazmıştı Kenan. Şimdi yine gidiyorlardı Haydarpaşa Gar’ına ama bu kez Kenan, Fundayı uğurlayacaktı. Az kalmıştı. Funda’nın okulu bitecekti. Okul biter bitmez Haydarpaşa uğurlama yeri değil aşklarının mabedi olarak ziyaret edilecekti sadece. Funda daha bir sarıldı sevgilisine. Neden böyle huzursuzdu ikisi de. Haydarpaşa’da indiler. Funda gözyaşlarını tutamıyordu. Kenan teselli etmeye çalışıyordu. “ Hayatım yapma. Az kaldı.  İstersen ben de geleyim. Geleyim be . sarılır birbirimize varırız Bozkır’a. Hem hızlı tren dediler. Hızla aşarız rayları. ” . Gülümsedi Funda. “ gelsen uzayıp giden o tren yolları türkü olur bana. Bakma sen bana. Evet az kaldı. Bundan sonra burada uğurlanmak değil. Kavuşmak istiyorum sana. Hızlı tren senden beni uzaklaştırmasın , kavuştursun. ” İlk anons gelince kalktılar merdivenlerden. Trene kadar yürüdüler. Sanki   iki beden yürümüyor tek beden yürüyordu. Trene bindi Funda. Tren yavaş yavaş hareket etti. Camı araladı Funda. “ seni seviyorum” Kenan yavaşça ilerleyen trenin peşinden  önce yavaş adımlarla sonra da hızlıca koştu. Tren sesi sesine karıştı. “ seni seviyorum” . Yeniden bindi vapura . Huzursuzdu. Funda’nın gidişine yordu. Vapur Karaköy’e yaklaştı. İndi vapurdan. Heyecanlı konuşmalara kulak misafiri oldu. “Tren devrilmiş” duyduğu anda gözleri karardı. Önüne gelenin yakasına yapışıyor “ hangi tren. Ne zaman. Ölü var mı “ Koştu bir oraya bir buraya Kenan. Ne yapacağını bilmiyordu. Nihayet telefon geldi aklına. Aradı Funda’yı. Çaldı, çaldı, çaldı. Ses yok. Kendini ilk kahveye attı. Haber kanalında “Pamukova’da hızlı tren kazası “ diye anlatıyordu. Onlarca ölü var yazısını gördüğü anda artık dayanacak gücü kalmadı.  Gözünü açtığında hastanedeydi. Hemen kalkmak istedi. Hemşire durdurmaya çalıştı. Doktora durumu anlattı. Ne kadar buradaydı. Kolundaki serumu çıkarmasını istedi. Yalvardı. Doktor tamam dedi. Alelacele çıktı. Bindi taksiye gidiyordu. Funda’sını alıp dönecekti.  Funda’nın ailesini aradı. Takside sadece bir haykırış duyuldu. “ haayıırrrr”. Temmuz niye bu kadar zalimdi. Şimdi nasıl yaşayacaktı. Yaşıyor muydu. Sadece aşklarını yaşatmak için nefes alıp veriyordu o kadar. Aradan geçen 6 yıl her gün gitti Haydarpaşa’ya. Yaz kış demeden gitti. Her gittiğinde merdivene bir kırmızı gül bıraktı.. Alsın biri sevdiğine versin diye. Hayata tutunduğu tek şey artık Haydarpaşa Gar’ıydı . ‘Yıkılacak’ ‘otel olacak’ denildiğinde hep canı acıdı. Orası aşkların mabediydi. Yapamazlardı. Onlar için sadece bir binaydı. Onun için mabeddi Haydarpaşa.  Yine bindi Karaköy’den vapura. Yanlarında oturan iki sevgiliyi gördü. Gözünden aktı yaşlar. Sonra kapadı gözlerini. Daldı gitti. “ Haydarpaşa yanıyor” sesiyle kendine geldi.Olamazdı.  Nerdeyse denize düşecekti. Zorla tuttular kolundan. İsyan ediyordu Kenan. Bitmek bilmedi, dakikalar.  Yanıyordu Haydarpaşa, Kenan eriyordu. Gözyaşlarıyla seyretti , Haydarpaşa’nın yanışını. Vapur Haydarpaşa’ya uğramadı. Direkt Kadıköy’e geçti.  Koştu Haydarpaşa’ya. Herkes seyrediyordu. Devlet seyrediyordu. Belediye seyrediyordu. Bir Kenan bir de martılar çığlık çığlığaydı….

intihal notu: Fotoğraf www.istanbul.com sitesinden alınmıştır.